Miyasteni - Hastalık Sor | Hastalık Sor

Miyasteni

MİYASTENİ (MYASTHENİA GRAVİS)
miyasteni Miyasteni özellikle gençlerde görülen ve nedeni tam olarak bilinemeyen karmaşık bir sinir-kas iletimi bozukluğudur. İleri evrelerde ağır solunum sorunlarına yol açan hastalığın önüne bazı önlemler alınarak da geçilebilir.

Miyasteni‘nin Latince adı myasthenia gravis`tir. Özellikle kafa sinirlerinin denetlediği gözü hareket ettiren, istemli olarak hareket eden bazı kaslarda, çiğnemeyi ve yutkunmayı sağlayan kaslar ile yüz ve dil kaslarında, harekete bağlı çabuk yorulma ve güçsüzlük gibi belirtiler ile ortaya çıkar. Yapılan sürekli hareketlere bağlı olan bu belirtiler dinlenmeyle birlikte ya da antikolinesterazlann (kolinesteraz enziminin etkinliğini ketleyen maddeler), örneğin neostigmin verilmesiyle kaybolur.

Nedenleri

Miyasteni`nin nedeni bilinmemektedir. Kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülür. En sık 20-40 yaş arasında rastlanır. Enfeksiyon hastalıkları, aşırı fiziksel zorlanma ve gebelik, hastalığı ağırlaştırır.

Miyasteni’li hastaların merkezi sinir sisteminde yapılan yapısal incelemelerde belirgin bir bozukluk bulunamamıştır. Kaslarda görülen bozukluk olarak kas liflerinin yerini yağdoku almaktadır.

Hastaların bir bölümünün timusunda (göğüs kemiğinin arkasında, kalbe yakın bir yerde bulunan piramit biçimli lenf organı) tümör görülür. Bazılarında ise tümör özelliği göstermeyen, büyük doku kalıntılarına rastlanır. Bozuklukların böbreküstü bezleri, hipofiz ve tiroitte belirlendiği miyasteni hastaları da mevcuttur.

Miyastenili hastalarda bağışıklık sisteminde sıkça bozukluk görülmesi, hastalığın bağışıklık sistemiyle ilgili olabileceğini de düşündürmüştür. Kasların çalışması ile kasılma gücünde bir azalma oluşur ve bu güç azalması, giderek artan bir hareket kaybına yol açar. Dinlendirilen kaslar kısmen kasılma güçlerini yeniden kazanır.

Belirtileri

Başlangıçta hastalık genellikle yavaş gelişir fakat, hızlı ilerleyen hastalarda vardır. Miyasteni genellikle ruhsal gerilim ya da solunum yolları enfeksiyonu gibi hastalıkların ardından gelişir. İlk belirtiler gebelikte, annenin doğumdan sonraki ilk aylarında ya da anestezi sırasında kullanılan ilaçlardan sonra ortaya çıkabilir. Hastalık göz kasları, yüz, altçene, boğaz, boyun kaslarında belirti verir. Hastalığın ilerlemesiyle belirtiler diğer kaslara da yayılır. 

Bazı kasların hastalığa yakalanma eğilimi daha fazladır. Olguların yüzde 90`ını aşan bölümünde göz çevresi kasları gözkapaklarını kaldıran kaslar zayıflar. Genellikle gözün kapanma hareketlerindeki yetersizlik ile birlikte gözyuvarı felci ve gözkapaklarının düşmesi ortaya çıkar. Hastalıkta yüzde 80`e yakın bir sıklıkta, yüz yapısındaki bir tür antikorların varlığı saptanmıştır. Vücudun kendi yapılarına karşı oluşan bu antikorlara özantikor (otoantikor) denir. Bağışıklık sisteminin bu anormal yanıtı nedeniyle özantikorlar vücudun kendi dokularına zarar vererek hastalıklara neden olur.

Doğumsal Miyasteni

Annenin miyasteni hastası olması yada aile bireyleri arasında miyasteni hastası olan bebekler doğumsal miyasteni hastası olabilir. Doğumsal miyasteni değişik biçimlerde gelişebilir. Kas güçsüzlüğü, bazı hastalarda ağırlaşıp hafiflemez. Bunun yerine kaslar sinirlerin yineleyen uyarılarına yanıt vermekte yetersiz kalır. Tedavide antikolinestazlar ve timektomi beklenen iyileşmeyi sağlamaz. Bu özellikleriyle hastalığı miyasteni olarak tanımlamak da kuşkuludur.

Tedavisi

Kesin yatak istirahati zorunlu bir koşul olarak görülmektedir. Böylece ilaçların etkisi için uygun ortam sağlanır. Miyas-tenili hasta aşın zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır. Sıvı yiyeceklere ağırlık vermesi çiğnemenin yol açacağı yor­gunluğu en aza indirecektir. Ağır yutma güçlüğü varsa, mide sondasına ya da besleyici çözeltilere başvurulur. Bu hastalığın tedavisi için üç grup ilaç kul­lanılır: Antikolinesterazlar, bağışıklık yanıtım ketleyen ilaçlar ve kortikoste-roitler (kortizon türevleri). Ayrıca ti-mektomi (timusun kısmen ya da bütü­nüyle cerrahi girişimle çıkanlması) ve plazmaferezden yararlanılır.

Etiketler:, , , ,

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

Son Eklenen Hastalıklar

Bu rahatsızlık kişilerde bir anda beliren bir rahatsızlık değildir. Yavaş yavaş belirir. Başlangıçta herhangi bir belirti gözlemlenmeyebilir. Kişinin yaşayışına, genetik durumuna ve değişik faktörlere bağlı olarak zaman içerisinde ortaya çıkar. İleri safhalara ulaşmadan farkedilme ihtimali düşük olan bir hastalıktır. Bu rahatsızlıkda belirti, damarda olan tıkanıklığın yeri ile ilgilidir. Damar tıkanıklığı nedeni ile dokulara yeterli oksijen gidemez v...
Devamını gör...
Ülkemizde kalp krizi sorununun yaşanma oranı ve olasılığı çok fazladır. Nitekim birçok kişi kalp bölgesindeki damar tıkanıklığı ve benzeri problemler neticesinde çok farklı sorunlar yaşamaktadır. Lakin yapılan araştırmalar ve açıklamalar sonucun da görülüyor ki; kalp krizi ve benzeri kalp sorunlarından sonra, beyin kanamaları ve beyin içerisindeki damar tıkanıklıkları ikinci aşamada gelen en çok yaşanan sorunlar oluyor. Bu nedenle de, kibarlı panax gibi bu...
Devamını gör...
Bacaklardaki damar tıkanıklığı hakkında öğrenmek istedikleriniz; Bacaklara giden damarların ateroskleroza (damar sertliği) bağlı tıkanması sonucunda ortaya çıkan tabloya periferik arter hastalığı adı verilir. Hastalığın görülme sıklığı % 12 civarında saptanmıştır. Hastalık kadın ve erkekte eşit oranda saptanır. Bu hastalık, kalp krizi ve beyin felci gibi diğer damar tıkanıklığı sonucunda oluşan hastalıklarla daha fazla beraber gözlenmektedir. Öz...
Devamını gör...
ATEROSKLEROZ (Damar Sertliği) : Ateroskleroz atardamarların sertleşmesine neden olan bir sürecin sonucudur. Bu süreç atardamarlar içinde yağ birikimlerinden oluşan çizgiler şeklinde başlar. Atardamarlar bu zararlı yapıya karşı bir savunma mekanizması amacıyla çeşitli kimyasal maddeler salar. Aynı zamanda kan dolaşımındaki hücreler de damar içi yüzeyine yapışmaya başlarlar ve böylece yağ birikimleri ile hücre kümelenmelerinden oluşan aterosklerotik plak geli...
Devamını gör...
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yiğit Akçalı, bacak damarlarında ortaya çıkan pıhtının, akciğeri besleyen damarları tıkaması sonucu ani ölümlerin ortaya çıkabildiğini söyledi. Akçalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bacak damarlarında meydana gelen tıkanmanın ani ölümlere neden olduğunu, bu nedenle de hastalığın ''sessiz katil'' olarak adlandırıldığını kaydetti. İnsanların do...
Devamını gör...

Kronik Hastalıklar

Yapılan araştırmalar, Endometriozis hastalığı ile kısırlık arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermektedir.İnfertil ( çocuk sahibi olamayan bayanlarda) endometriozis hastalığına rastlanma sıklığı %50 ye kadar yükselir. Bir çiftin normal yolla bir ayda gebelik elde etme şansı %20 lerde iken, orta-ileri evre endometriozisli hastalarda bu oran %2 ye kadar düşer. Endometriozisin kısırlığa nasıl sebep olduğu tam olarak açıklanamasa da, muhtemelen hastalığı...
Devamını gör...
Ancak günümüzde her 100 çiftten 15′i bu isteğine kavuşabilmek için yardım almak zorunda. ART Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy kadınlarda en çok görülen kısırlık nedenlerini anlattı. 1. Yumurtlama bozuklukları: Kadında en sık görülen kısırlık nedeni yumurtlama bozukluklarıdır. Yumurtlama (yumurtanın yumurtalıklar dışına atılması) olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. Yumurtlama bozukluğu dendiğinde yumurtlaman...
Devamını gör...
Birçok şey bozuk sperm sayısı, hareketliliği ve zayıf dölleme yetisine sebep olabilir. En çok rastlanan erkek kısırlığı sebepleri anormal sperm üretimi veya fonksiyonu, sperm transportunda bozukluk, genel sağlık ve yaşam tarzı konularını içerir. Sperm Transportunda Bozuklukve Fonksiyon : Spermle ilgili birçok erkek kısırlığı sebebi şunları içerir : Bozuk Sperm Şekli ve Hareketi : Spermin şekli düzgün olmalı ve yumurtaya doğru düzgün bir şekilde ha...
Devamını gör...
Günümüzde kısırlık artık çok nadiren düzeltilemeyecek bir nedene bağlı olabilir. bunu gerçek kısırlık (sterilite) olarak adlandırıyoruz. Ör: kadının erken menopoz'a girmesi (35 yaş altında), kadının rahminin veya yumurtalıklarının ameliyatla alınmış olması, erkeğin hiç sperm üretememesi (azospermi) gibi. bunların dışında kısır çiftlerde, üreme yeteneği değişik oranlarda azalmış olmakla beraber tedavi ile çocuk sahibi olmak mümkündür. kısırl...
Devamını gör...
1-Sperm üretimi ve spermin iletilmesiyle ilgili sorunlar Erkek faktörüne bağlı gebe kalamama durumunda en önemli neden sperm üretimi veya üretilen spermin iletimi ile ilgili sorunlardır. Oligospermi (sperm sayısının düşük olması), azospermi (hiç sperm olmaması), sperm hareket azlığı erkekteki doğumsal hastalıklara bağlı görülebileceği gibi, varikosel gibi hastalıklarda, vazektomi (erkekte aile planlaması amacıyla vaz deferens adlı kanalın bağlanması) sonrasın...
Devamını gör...